Atatürk 1881'de Selânik'te doğdu.Annesi Zübeyde
Hanım,babası Ali Rıza Efendi'dir.Mustafa Kemal
küçük yaşta babasını yitirdi. İlk öğrenimini
Selanik'te Şemsi Efendi Mektebi'nde yaptı.Gönlü
öteden beri askerî okuldaydı. Ancak annesi biricik
oğlunun asker olup aile ocağından ayrılmasını
istemiyordu. Mustafa annesine haber vermeden
Selânik Askeri Rüştiyesi’nin sınavlarına girdi.
Sınavı kazandı (1893). Bu okulda Matematik
öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave
etti. 1902 yılında teğmen rütbesiyle
mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak
1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi
tamamladı. 1914 yılında başlayan I.
Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir
kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine
"Çanakkale geçilmez! " dedirtti. Mustafa
Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu
emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin
kaderini değiştirmiştir. Mondros
Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin
Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine;
Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs
1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da
Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin
istiklâlini yine milletin azim ve kararının
kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni
toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919
tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919
tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak
vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun
belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da
Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli
bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet
Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük
Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla
sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip
uygulamaya başladı. Türk Kurtuluş Savaşı
15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgali
sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla
başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr
Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı
İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın
galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı
verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye
Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi
Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı
zaferle sonuçlandırdı. Atatürk, 24 Nisan
1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM
Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi,
Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim
1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk
cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört
yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi.
1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden
cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk ülke
içerisinde sık sık seyahat etmektedir. Gemlik
ve Bursa gezileri esnasında Atatürk soğuk alır.
Tedavi olmak ve dinlenmek üzereİstanbul'a geri
döner. Ama, ne yazık ki hastalık ciddidir. 10
Kasım 1938 tarihinde saat 9.05'te tüm çabalara
rağmen çok sevdiği halkından ayrılmak zorunda
kalır. Ama insanlarının gözünde ölümsüzlük
kazanmıştır. Öldüğü andan itibaren, çok sevilen
ismi ve hatırası, çok sevdiği halkının kalbinde
yerini almıştır. O bir kumandan olarak birçok
savaş kazanmış, bir lider olarak kitleleri
etkilemiş, bir devlet adamı olarak başarılı bir
yönetim sergilemiş ve nihayet bir devrimci olarak
bir toplumun sosyal, kültürel, ekonomik, politik
ve hukuki yapısını kökten değiştirmeyi başarmış;
dünya tarihindeki en üstün şahsiyetlerden
birisi olmuştur.Tarih onu Türk ulusunun en şerefli
evlatları ve insanlığın en büyük liderleri
arasında sayacaktır.
ATATÜRK
İLKELERİ
Cumhuriyetçilik: Batı
dillerinde cumhuriyetin karşılığı, ulusun
kendisini yönelmesidir. Cumhuriyete hayat veren
damarların başında ise demokrasi geliyor. Gerçek
cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi ile
olan ilişkisi çok önemlidir. Çünkü iç ve dış
tehlikelere karşı cumhuriyet kendisini,
demokrasinin gerekleri içinde koruyacaktır. Bunun
dışına çıkılırsa; demokrasi ile cumhuriyet
arasında kopukluk başlar. Eğer böyle olursa en
büyük zararı cumhuriyetin yine kendisi görecektir.
Demokrasiyi benimsemiş siyasî rejimlerde,
özgürlüklerin kullanılma alanları demokrasinin
kuralları ile sınırlandırılmıştır. Cumhuriyet
rejiminde kimsenin sınırsız hak ve hukuku yoktur.
Çünkü demokrasilerde; kişilerin, dolayısıyla,
toplumların özgürlükleri, hukuk yolu ile güvence
altına alınmıştır. Bunların sınırları da adaletin
kalemi ile çizilmiştir. Cumhuriyet, lâik bir
sistem üzerinde kurulacaktı. Yani cumhuriyet
idaresinde ne halifeye ne de onun kalıntılarına
yer vardı. Cumhuriyeti adaletli bir hukuk
sistemi koruyacaktı. Cumhuriyetin genç kuşakları
çağ dışı kişiler tarafından değil, bağımsızlık ve
hürriyetin değerini bilen öğretmenler tarafından
yetiştirilecekti. İmparatorluktan kalan mantık
dışı ne varsa hepsi kaldırılacak, cumhuriyetin
temelini ilim
oluşturacaktı.
Halkçılık:
Devrim tarihimizde önemli bir yeri olan
1924 ve 1961 Anayasalarında da yer alan halkçılık
ilkesi, demokrasinin temelini oluşturmaktadır. Bu
ilkenin ana özelliği ülke yönetiminin halkın
elinde bulunmasıdır. Egemenlik bir zümre
ya da ailenin elinde bulunmaz, halkın seçimle iş
başına getirdiği kişiler, ülkeyi yönetir.
Halkçılık; 1.)Ülke yönetiminin demokratikliği,
2.)Birey ve sınıflara ayrıcalık tanınmaması,
gibi öğelerden oluşmakta.
Laiklik: "Din ve devlet işlerinin
birbirinden ayrılması" şeklinde özetlediğimiz
lâiklik ilkesi, Türk Devriminin vazgeçilmez bir
unsurudur. Demokratik olmanın da gereği...
Atatürk'e göre din, insanların vicdanlarında
yer alması gereken kutsal bir kavramdır. Bu
düşünceden yola çıkan Gazi 31 Ocak 1923'de şu
sözleri söylüyordu: "Bizim dinimiz en makul ve
en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son
din olmuştur. Bir dinin tabi olması için akla,
fenne, ilme ve mantığa uyması gereklidir. Bizim
dinimiz bunlara tamamen uygundur." Genç
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sağlam temeller
üzerine oturtulabilmesi için, ilk önce devletin
kurum ve kuruluşlarının laikleştirilmesi
gerekiyordu.
Devrimcilik:
Devrimcilik ilkesi, Atatürk İlkeleri arasında;
eylem ve atılım gibi kavramları içerisine alan tek
ilkedir. Atatürk, Büyük Söylevinin sonunda:
"Bu açıklamalarımla ulusal yaşamı sona ermiş
varsayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl
kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına
dayalı ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl
kurduğunu anlatmaya çalıştım," diyerek çağdaş
devlet kavramıyla devrimcilik ilkesinin şaşmaz
işaretini veriyordu.
Milliyetçilik: Milliyetçilik ilkesi ulusal
savaşımızın çıkış noktasını oluşturmuş ve tüm
tutsak ulusların kurtuluş hareketlerine ışık
tutmuştur. Fransız Devriminden sonra dünyaya
yayılan özgürlük düşüncesinin tarihsel gelişimi
içinde her ulusun kendi kaderini çizme inancının
doğal bir sonucudur bu ilke. Türk halkının ümmet
olmaktan kurtulup ulus haline gelmesi, Atatürk
sayesinde olmuştur. Atatürk'ün ulusuna inancı
sonsuzdu. Ulusu ulus yapan öğelerin başında ise,
ortak değerler gelir. Milliyetçilik sözcüğü, bu
değerleri de içine almakta. O, devrim ve
ilkelerinin, ulusa rağmen değil, ulusla birlikte
yaşayacağını biliyordu. Bu nedenle yeniliklerin
ancak ve ancak ulus tarafından benimsenmesi ile
sonsuza kadar yaşayacağı inancındaydı. Zaten
bugün, Atatürk İlkeleri arasında yer alan
milliyetçilik, çağdaş anlamıyla; siyasetin
ekonominin ve kültürün içinde yerini almıştır.
Devletçilik: Anayasamızda yer alan
devletçilik ilkesi; toplumsal, ekonomik ve
kültürel kalkınmada devletin üstlenmesi gereken
görevleri açıklar. Genel anlamı ile, özel
girişimin yetki ve gücü dışında kalan ekonomik
kalkınma ve örgütlenmeyi gerçekleştirme ilkesidir.
Genel olarak devletin iki ödevi vardır;
a)Ülke içinde güvenliği ve adaleti
sağlayarak, yurttaşların özgürlüğünü ve
güvenliğini korumak. b)Savunma için her an
hazır bulunmak ve başka çare kalmazsa ülkeyi
silâhla savunmaktır. Atatürk,
devletçiliği şöyle açıklar: "Bizim takip
ettiğimiz devletçilik, bireysel çalışmayı ve
gayreti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar
az zaman içinde milleti refaha ve memleketi
bayındırlaştırabilmek için, milletin genel ve
yüksek çıkarlarının gerektirdiği işlerde özellikle
ekonomik sahada devleti fiilen ilgili kılmak
mümkün esaslarımızdandır."
ATATÜRK'ün GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk
istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet,
muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli
budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek
isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa
mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için,
içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şeraitini
düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette
tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,
bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin
mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri
zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün
orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi
bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim
olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip
olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde
bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini,
müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit
edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap
düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
1881: Selanik'te doğdu. 1893: Askeri
Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı. 1895:
Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır
Askeri İdadisi'ne girdi. 1899 Mart 13: İstanbul
Harp Okulu Piyade sınıfına girdi. 1902 Harp
Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.
1905 Ocak 11: Harp Akademisi'ni Yüzbaşı olarak
bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda
staj yapmak için atandı. 1906 Ekim: Şam'da
Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu
stajını yaptı ve Kolağası oldu. 1908 Temmuz
23: Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmaları.
1909 Mart 31: 31 Mart ihtilalinde Hareket
Ordusu Kurmay Subayı olarak çalıştı. 1911
Eylül 13: Mustafa Kemal, İstanbul'a Genelkurmay'a
naklen atandı. 1911 Kasım 27: Mustafa Kemal,
Binbaşılığa yükseldi. 1912 Ocak 9: Mustafa
Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldırısını yönetti.
1913 Ekim 27: Mustafa Kemal, Sofya
Ateşemiliterliği'ne atandı. 1914 Mart 1:
Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi. 1915
Şubat 2: Mustafa Kemal, Tekirdağı'nda 19. Tümeni
kurdu. 1915 Şubat 25: Mustafa Kemal'in
Maydos'a gidişi. 1915 Nisan 25: Mustafa Kemal,
Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.
1915 Haziran 1: Mustafa Kemal'in Albaylığa
yükselişi. 1915 Ağustos 9: Mustafa Kemal,
Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı. 1915
Ağustos 10: Mustafa Kemal, Anafartalar'dan düşmanı
geri attı. 1916 Nisan 1: Mustafa Kemal'in
Tuğgeneralliğe yükselişi. 1916 Ağustos 6:
Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş'u düşman elinden
kurtardı. 1917 Eylül 20: Mustafa Kemal,
memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu
yazdı. 1917 Ekim: Mustafa Kemal, İstanbul'a
döndü. 1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep'in
kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman
saldırılarını durdurdu. 1918 Ekim 30: Mondros
Mütarekesi'nin imzalanması. 1918 Ekim 31:
Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grup
Komutanlığı'na atanması. 1918 Kasım 13:
Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın
kaldırılması ve Mustafa Kemal'in İstanbul'a
dönüşü. 1919Nisan 30: Mustafa Kemal'in Erzurum'da
bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atanması. 1919
Mayıs 15: İzmir'e Yunan'lıların asker çıkarması.
1919 Mayıs 16: Mustafa Kemal, Bandırma
vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı. 1919 Mayıs 19:
Mustafa Kemal, Samsun'a çıktı. 1919 Haziran
15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını
aldı. 1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal
Güçleri Sivas Kongresi'ne çağırdı. 1919 Temmuz
8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat:
20:50) 1919 Temmuz 23:Mustafa Kemal'in
başkanlığı altında Erzurum Kongresi'nin toplanması
ve bir Temsil Kurulu seçerek dağılması. (7 Ağustos
1919) 1919 Eylül 4: Mustafa Kemal'in
başkanlığı altında Sivas Kongresi'nin toplanması
ve 11 Eylül'de sona ermesi. 1919 Eylül 11:
Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk
Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na saçildi.
1919 Ekim 22: Amasya Protokolü'nün
imzalanması. 1919 Kasım 7: Mustafa Kemal,
Erzurum'dan milletvekili seçildi. 1919Aralık
27: Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte
Ankara'ya geldi. 1920 Mart 20: İstanbul'un
İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi,
Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir
Millet Meclisi toplama girişimi. 1920 Mart 18:
İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı.
1920 Mart 19: Mustafa Kemal tarafından
Ankara'da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi
toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.
1920 Nisan 23: Mustafa Kemal, Ankara'da
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı. 1920
Nisan 24: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi
Başkanı seçildi. 1920Mayıs 5: Mustafa Kemal'in
başkanlığında ilk Hükümet'in toplantısı. 1920
Mayıs 11: Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti
tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
1920Mayıs 24: Mustafa Kemal'in cezası Padişah
tarafından onaylandı. 1920 Ağustos 10: Osmanlı
İmparatorluğu delegeleriyle İtilaf Devletleri
arasında Sevr Antlaşması'nın imzalanması. 1920
Ocak 9 / 10: Birinci İnönü Savaşı. 1921 Ocak
20: İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun
esas maddelerinin kabulü. 1921 Mart 30 / Nisan
1: İkinci İnönü Savaşı. 1921 Mayıs 10: Mustafa
Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde Anadola
ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'nun kurulması ve
Mustafa Kemal'in Grup Başkanlığı'na seçilmesi.
1921 Ağustos 5: Mustafa Kemal'e Başkumandanlık
görevinin verilmesi. 1921 Ağustus 22: Mustafa
Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın
başlaması. 1921 Eylül 13: Sakarya Meydan
Savaşı'nın kazanılması. 1921 Eylül 19: Mustafa
Kemal'e Mareşallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa
Kemal'in Gazi ünvanını alması. 1922Ağustos 26:
Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u
yönetmesi. 1922 Ağustos 30: Gazi Mustafa
Kemal'in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan
Savaşı'nı kazanması. 1922 Eylül 1: Gazi
Mustafa Kemal'in: "Ordular! İlk hedefiniz
Akdeniz'dir, İleri !" emrini vermesi. 1922
Eylül 9: Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi. 1922
Eylül 10: Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişi.
1922 Ekim 11: Mudanya Mütarekesi'nin
imzalanması. 1922 Kasım 1: Gazi Mustafa
Kemal'in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.
1922 Kasım 17: Vahdettin'in bir İngiliz harp
gemisiyle İstanbul'dan kaçması. 1923 Ocak 29:
Gazi Mustafa Kemal'in Latife Hanım'la evlenmesi.
1923 Temmuz 24: Lozan Antlaşması'nın
imzalanması. 1923 Ağustos 9: Gazi Mustafa
Kemal'in Halk Fırkası'nı kurması. 1923 Ağustos
11: Gazi Mustafa Kemal'in 2. Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'na seçilmesi. 1923 Ekim 29:
Cumhuriyet'in ilan edilmesi. 1923 Ekim 29:
Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı olması.
1924 Mart 1: Gazi Mustafa Kemal'in Büyük
Millet Meclisi'nde Halifeliği kaldırması ve
öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu
söylemesi. 1924 Mart 3: Hilafetin
kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, Şer'iyeve
Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei
Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki
yasaların Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilmesi.
1924 Nisan 20:Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı
Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi.
1925 Şubat 17: Aşarın kaldırılması. 1925
Ağustos 24: Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa
Kastamonu'da şapka giymesi. 1925 Kasım 25:
Şapka Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul
edilmesi. 1925 Kasım 30: Tekkelerin
kapatılması hakkındaki kanunun kabulü. 1925
Aralık 26: Uluslararası takvim ve saatin kabulü.
1926 Şubat 17: Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.
1927 Temmuz 1: Gazi Mustafa Kemal'in
Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a
gitmesi. 1927 Ekim 15 / 20:Gazi Mustafa
Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda
tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi. 1927 Kasım 1:
Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı'na
seçilmesi. 1928 Ağustos 9: Gazi Mustafa
Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki
nutkunu söylemesi. 1928 Kasım 3: Türk Harfleri
Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul
edilmesi. 1931 Nisan 15: Gazi Mustafa Kemal
tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması.
1931 Mayıs 4: Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez
Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi. 1932 Temmuz 12:
Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu'nun
kurulması. 1933 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal'in
Cumhuriyet'in 10. Yıldönümünde tarihi nutkunu
söylemesi. 1934 Kasım 24: Gazi Mustafa Kemal'e
Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının
verilmesi kanununun kabul edilmesi. 1935 Mart
1: Atatürk'ün 4. kez Cumhurbaşkanlığı'na
seçilmesi. 1937 Mayıs 1: Atatürk'ün
çiftliklerini Hazine'ye ve taşınamaz mallarını da
Ankara Belediyesi'ne bağışlaması. 1938 Mart 31:
Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı
Genel Sekreterliği'nin ilk resmi duyurusu.
1938 Eylül 15: Atatürk'ün vasiyetnamesini
yazması. 1938 Ekim 16: Atatürk'ün hastalık
durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına
başlanması. 1938 Kasım 10: Atatürk'ün ölümü.
(Perşembe, saat: 09.05) 1938 Kasım 11:
İstanbul Şehir Meclisi'nin olağanüstü toplantı
yapması. Saraydaki Cumhurbaşkanlığı forsunun
indirilerek yerine yarıya kadar indirilmiş Türk
Bayrağı'nın çekilmesi. 1938 Kasım 12:
Atatürk'ün ölümü dolayısıyla, Yüksek Öğretim
gençliğinin Üniversite Konferans Salonu'nda
toplanması. 1938 Kasım 13: Gençliğin Taksim
Cumhuriyet Anıtı önünde toplanarak Atatürk'ün
kurduğu Cumhuriyet'i koruyacaklarına ant içmeleri.
1938 Kasım 14: Büyük Millet Meclisi çok hazin
bir toplantı yaptı. 1938 Kasım 15: Hükümet
Atatürk'ün Ankara'da ebedi istirahat yerine
konulacağı 21 Kasım 1938 tarihini ulusal yas günü
olarak duyurdu. 1938 Kasım 16: İstanbul'lular
Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'ndaki
katafalkı önünde sabahın ilk saatlerinden gecenin
son saatlerine kadar saygı ve üzüntü içinde son
görevlerini yaptılar. 1938 Kasım 19: Büyük bir
törenle, Atatürk'ün Dolmabahçe'den alınan yüce
cenazesi, önce Sarayburnu'na, oradan Zafer
torpidosuyla Yavuz zırhlısına götürüldü.Yavuz
zırhlısıyla İzmit'e kadar götürülen tabut, oradan
Ankara'ya yolcu edildi. 1938 Kasım
20:Atatürk'ün sevgilinaşı Ankara'ya ulaştı ve
Ankara'da Büyük Millet Meclisi önündeki katafalka
konuldu. Ankara'lılar da son görevlerini saygıyla
yaptılar. 1938 Kasım 21: Atatürk'ün
cenazesinin Etnoğrafya Müzesi'ndeki Geçici Kabre
konulması. 1938 Kasım 25: Atatürk'ün
vasiyetnamesinin açılması. 1938 Aralık 26:
Atatürk'ün "Ebedi Şef" sanıyla anılmasının kabul
edilmesi. 1953 Kasım 4: Atatürk'ün Geçici
Kabri'nin açılması. 1953 Kasım 10: Atatürk'ün
cenazesinin Anıt-Kabir'e nakledilmesi.
ATATÜRK VECİZELERİ
Beni görmek
demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim
fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve
hissediyorsanız bu yeterlidir.
Cumhuriyeti,ve onun gereklerini yüksek
sesle anlatınız.Bunu yüreklere yerleştirmek için
elverişli olan hiçbir durumu kaçırmayınız.
Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür ve
ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.1923
Ben,Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş
doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi
ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o
kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle
görüyordum. 1937
Cumhuriyet ahlak üstünlüğüne dayanan bir
ülküdür;Cumhuriyet erdemdir.
Millî
egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında
zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur.
Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler
her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar. 1929
Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli
iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir
kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip
alamamıştır ve alamaz.1923
Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın,
bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en
muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve
şerefli bir mevcudiyettir. Memleket dayanışma
isteyen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde
politikacılıkla milleti parçalamak,
hıyanettir.1925
Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini
bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların
yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. 1924
Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar,
istidat ve liyakatte de bütün milletlerden
üstündür. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve
bağımsızlık fikrinin ölmez âbidesidir. Bu eseri
meydana getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun
Başkumandanı olduğumdan daima mesut ve bahtiyarım.
1927
Hiçbir sözümde milletime karşı
geri alma durumunda kalmadım. Onları söylerken bir
hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan bir şair
gibi değil, onları söylemekliğim bu milletteki
kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi.1923
Milletimiz çok büyüktür. Hiç
korkmayalım. O, esaret ve aşağılığı kabul
etmez.1919
Türk milletinin istidadı ve katî kararı
medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan,
ilerlemektedir.
Türk köylüsünü
'Efendi' yerine getirmedikçe memleket ve millet
yükselemez İnsaf ve merhamet dilenmekle millet
işleri, devlet işleri görülemez; millet ve devlet
şeref ve bağımsızlığı temin edilemez.1927
Mesuliyet yükü herşeyden, ölümden de
ağırdır.1915
Dünya üzerinde yaşamış
ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan
yegâne millet Türklerdir. 1937
Türk,
esaret kabul etmeyen bir millettir. Türk milleti
esir olmamıştır. Ben gerektiği zaman en büyük
hediyem olmak üzere Türk milletine canımı
vereceğim.1937